Hayatın Farklı Pencereleri: Renklerin Algılanması

Hayatın Farklı Pencereleri: Renklerin Algılanması

EĞİTİM

Yeni yılın göz açıp kapayıncaya kadar hızlı geçtiği bir haftanın daha ortasından hepinize merhaba Sevgili Novarge Ailesi. Bugün sizlerle, hayatın farklı pencerelerini görmemize olanak sağlayan renklerin, algılanma sürecinden bahsedeceğiz.

Daha önce hiç, hayatı diğer insanlardan farklı gördüğünüzü düşündüğünüz oldu mu? Bir an için gün batımının sadece bize görünen yüzünün ahenkli bir turuncu olduğunu düşünün. İlgimizi fazlasıyla çekebilecek bir özelliğin olasılığı bile renklerin algılanış stillerine dayanıyor.

Sosyal medyada paylaşılan bir elbise görselinin yarattığı tartışmaya mutlaka tanık olmuşsunuzdur. Elbisenin renginin tartışılması insanları iki grup haline getirirken, zihin tarafından renklerin algılanma süreci belirgin bir tartışma konusu halini çoktan alıyor bile. Kimi zaman gördüğümüz nesneler karşısında beğeniye yönelik fikirlerimiz benzerlik gösterirken; algılama stillerine dayalı birçok farklı düşünce beraberinde gelebiliyor.

Renklerin algılanma süreçleri genellikle felsefi bir çerçevede gerçekleşir. Dolayısıyla algılanma düzeyleri, herkeste farklı boyutta seyredebilir. Renklerin algılanma süreçleri bireyseldir ve zihin yapısıyla doğrudan ilişkili bir tutum sergiler. Ancak renk körlerinde durum biraz daha farklı olabilir. Fark edilmeden ortaya çıkan renk körlüğü durumlarında birey farkında olmadan renkleri farklı algılayabilir ve zihninde kodlayabilir. Gelin, renklerin göz vasıtasıyla nasıl gözlemlendiğine birlikte değinelim.

Renkler Nasıl Görülür?

Renklerin göz vasıtasıyla görülebilme işlemi gözün arasında yer alan duyargalar vasıtasıyla gerçekleşir. Duyargalar, ışık vasıtasıyla yer bulan bilginin, beyinde yer alan elektrik sinyallerine dönüşmesine olanak sağlar. Fotoreseptör adı ile nörologların adlandırdığı bu olguların üç farklı türü vardır. Bunlar kırmızı, mavi ve kırmızıya duyarlıdır, gelen bilgilerin birleşimi ile diğer renklerin algılanması da sağlanır. Renk körlerinde genellikle reseptörlerde meydana gelen problemler, rengin görülmesini engeller.

Renklerin çeşitli görme biçimlerinin içerisinde renge karşı aşırı duyarlık da mevcuttur. Söz konusu aşırı duyarlık problemi ile karşılaşanlara, tetrakromat adı verilir. İnsanlarda görülen nadir tetrakromat durumlarında, normal renkler olduğu gibi görülebilir fakat kırmızı ve yeşil arasındaki renklere duyarlı olmaları nedeniyle, renkleri olduğundan farklı renk tonlarıyla algılarlar. Tetrakromat algılma süreci; Kuşlarla sürüngenlerde, mor ötesi ve kızılötesi renklerin görülmesini sağlar.

Renk Körlüğü Nedir?

Hayattaki renklerin algılanmasında yaşanan bir problem olan renk körlüğü, göz retinasının içerisinde koni hücrelerinin eksik yer alması ile yer almaması sonucunda meydana gelen bir hastalıktır. Koni hücrelerinin retinada hiç bulunmama durumu oldukça seyrek gerçekleşen bir durumdur ve tüm görüntünün siyah-beyaza bürünmesine neden olur. İstatistiksel olarak kadınların 200’de 1’i renk körlüğüne yakalanırken, erkeklerde durum 12’de 1 kişi olarak varlık gösteriyor. Kadınlar renk körlüğünde taşıyıcı rolünü üstlendikleri için erkeklerde görülme olasılıkları artıyor.

Renk körlüğü yalnızca bir rengi görmeme ya da yalnızca tek renge odaklanma durumundan ibaret değildir. Renk körlüğünün türleri şu şekildedir:

Deuteranomaly: Kırmızı ve yeşil renklerinin arasını görmede birtakım eksiklikler görülür.

Protanopia: Kırmızı ve yeşile ait tüm renklerin tonları soluk bir şekilde görülür.

Tritanopia: Var olan tüm renkler pembe ya da yeşil bir tona çalarak görülür.

Novarge’de bugün; hayatı farklı bir gözle görmenin anahtarı, renk algılama süreçlerinden ve renk körlüğünden bahsettik. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere hepinize başarılı, sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum Sevgili Novarge Ailesi.

Unutmayın, her şey geleceğiniz için!

ELİF AKSÜT

Yorum Yaz

Benzer İçerikler