Yağmurlu Gün Dostu Filmler: Stalker, Kış Uykusu

Yağmurlu Gün Dostu Filmler: Stalker, Kış Uykusu

KARİYER

Dünyanın hızla akışına ayak uydururken gelen bir günün ilk ışıklarından hepinize günaydın, sevgili Novarge okurları…

Yağmurlu günlerin huzurlu ve sakin havası sizi de dünya temposundan bir an olsun uzaklaştırmıyor mu? Yağmur sesinin hâkim olduğu ve rüzgârın ağaç yapraklarını alıp götürdüğü günlerde gözlerinizi kapatmayı denemenizi tavsiye ederim. Yağmurun huzur davetini kabul etmiş oluyorsunuz. Bunun yanı sıra bu daveti hakkıyla karşılayabilmek için yaptığımız bazı aktiviteler var. Sevdiğimiz bir filmi izlemek, bir yazarın kitabının en sevdiğimiz bölümünü okumak, kahvemizi alıp cam kenarında gökyüzünün getirdiklerini izlemek gibi…

Bazı filmler ve bazı kitaplar vardır ki hayatınızda geçeceğiniz eşiğin yapı taşlarını oluştururlar. Bazen kendimizi karakterin yerine koyarak yaşadığı hayatının bir çeşit empatisini kurarız, bazen de senaristin hayat bakışını anlamak üzere uzun bir yolculuğa çıkarız. Bu yolculuğa hayallerimizi de davet ederiz.

Uzun zaman sonra hepimize iyi gelen bu yağmurlu havada ruhunuza da hitap edecek birkaç film önerisinde bulunmak istiyorum. Tavsiye edeceğim ilk film önerisi Andrei Tarkovsky’den olacak. Tarkovsky deneysel sinema filminin ve şiirsel anlatımın öncü yönetmeni olarak görülüyor. Mirror (Ayna), İz Sürücü (Stalker), Nostalghia (Nostalji) gibi öncü filmlerinde masadan uzun bir süre kaybolmayan kahve buharı, kapanmayan kapılar, belirsiz suretler ve şiirsel anlatımlar ile deneysel bakış açısıyla sıkça karşılaşıyoruz. Benim için büyük bir anlam ifade eden Stalker (İz Sürücü) filmini sizlere tavsiye edeceğim.

STALKER (İZ SÜRÜCÜ)

1979 yılında Tarkovsky’nin izleyiciyle buluşturduğu Stalker filmi; inanç, bilim, irade ve edebi görüşü bir araya getirerek izleyiciyle buluşturuyor. Kıyamet sonrası geleceğin bir tasvirinin yapıldığı filmin arka yüzünde boş, askeriyenin devraldığı bir ortam bizleri karşılıyor. Bu boş ortamın yanı sıra tam merkezinde bireylerin içerisindeki tüm güçlü tutkuların gerçekleşeceğini ima eden bir oda bulunuyor. Bu odanın konumuna ulaşmak sadece Stalker’lerin elindedir. Tutkularına ulaşmak isteyen insanlara da iz sürücüler eşlik etmektedir. Stalker filmi, bir bilim adamı ve bir edebiyatçı ile yola çıkan iz sürücünün tutkularına ulaşma yolunda maceralarını anlatmaktadır. Filmi izlerken bireyin zihninde beliren bazı sorular vardır. Bu durumları ve cevabı güç soru bütününü şöyle sıralayabiliriz:

  • Dünyanın içerisinde tutkuların gerçek olduğu somut bir alanın varlığı mümkün müdür?
  • İnsanın dünyada en büyük tutkusu nedir?
  • Gerçekleştirmek için maceralara atılabileceğiniz içinizdeki tutkuların en büyüğü nedir?

Bireyin içinde cevaplanması zor birçok sorunun ortaya çıkmasında görev alan Stalker filminin sonunda ise tüm izleyenleri hayranlık içerisinde bırakan şu dizeler sıralanmaktadır:

“Senin gözlerini seviyorum, sevgili arkadaşım.
Öyle tutkulu ve ışıl ışıllar ki.
Yukarı bir anda bir bakış fırlattığında…
Cennetten çıkmış gibi ışıklı,
Bunu baştan başa karşılamak için oradayım.
Ama daha da hayran olduğum şey,
Aşağı indirdiğin zaman, gözlerini,
Aşkın yakıcı alevi yakıyor beni.
Ve hızla yere indirirken kirpiklerini,
Kasvetli bir ihtiras çağrısı beliriyor yüzünde.

Fyodor Ivanovic Tyutchev”

Bu dizelerin sıralandığı esnada küçük bir kızın masa başında üç bardağa bakarak şiirini okuduğu sahneyi görüyoruz. Masada bulunan üç bardağın ise farklı anlamları mevcuttur. Bardaklardan kırmızı sıvı ile dolu olan profesörü tasvir ederken, içinde garip cisimlerin bulunduğu bardak ise yazarı temsil etmektedir. Boş olan bardak ise iz sürücünün ta kendisidir. Akabinde bardak masadan düşer ve film biter. Bir gün Tarkovsky’nin Stalker filmini izleyecek olursanız içerisindeki görsellik ve edebi bakıştan etkilenmeniz kaçınılmaz olacaktır.

Tarkovsky, “Mühürlenmiş Zaman” isimli kitapta Stalker (İz Sürücü) filmi için şu sözleri sarf eder:

“Filmin başkişisi umutsuzluk anları yaşar. İnançları sarsılır. Gene de her seferinde, umutlarını ve hayallerini yitirmiş insanlara hizmete adanmış olduğunu yeniden hisseder. “

Tarkovsky’nin Stalker filmi benim için inanç ve tutku arasında büyük bir önem taşımaktadır.

Bu bağlamda ikinci ele alacağımız film de Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” olacak.

KIŞ UYKUSU

İkinci film önerimiz Nuri Bilge Ceylan’ın 2014 yılında ele aldığı ve büyük ses getiren Kış Uykusu filmi olacak. Film, oyunculuktan emekli olarak bir otel işletmeciliğini üstlenen Aydın karakteri, bireysel olarak bir o kadar kendinden tezat olan eşi Nihal ve eşinden boşanarak hayatını yanlarında sürdüren Necla’nın hayat hikayesinin bir bölümünü anlatmaktadır.

Aydın, entelektüel karakteri ile filmin şekillenmesi için belirgin karakterdir. Filmin en önemli sahnelerinden biri olan Necla ve Aydın’ın çalışma odasında yaşadığı tartışma sahnesi tembellik ve entelektüellik çabası çevresinde yaşanmaktadır. Sahnede Necla Aydın’a sorumluluk almaktan, kendi içiyle yüzleşmekten korkan bir karaktere mensup olduğunu söyler. Bunun üzerine Aydın da kız kardeşi Necla’ya acımasız taraflarını öne sürerek; kırıcı, şikayetçi ve küçük düşürücü biri olduğunu söyler. İki kardeşin de bu sahnede küçük çaplı atışmalarını görürken aslında birbirlerini tanımlarken kolayca söz sarf ettiklerini fakat kendilerini tanımlarken bu denli başarılı olamadıklarını görmekteyiz. Filmde Nihal karakteri yaşı küçük, içine kapanık, hayalleri olan birini tasvir etmektedir. Fakat görünen şu ki Nihal, karakter analizinde başarılı olabilen tek kişidir.

Kış Uykusu filmi konu olarak sınıf çatışmasını, karakter tasvirlerini, bireyler arası ilişkileri, benlik duygusunu ve yaşamsal dürtüleri izleyiciye sunmaktadır.

Filmin benim için anlam ve önemi çok farklı bir boyut taşıyor. Karakterlerin birbirlerinin ruhunu görmekte yaşadıkları zorluklar ve sebepleri, hayat mücadeleleri ve Nuri Bilgi Ceylan’ın sinematik bakış açısı her izlediğimde beni adeta alıp götüren bir etkiye sahip. Sizlerin de bu etkiyi mutlaka tatmanızı ve akabinde düşünsel sürece tanıklık etmenizi tavsiye ederim.

Bu günlük yazımızın sonuna geldik Novarge ailesi. Hepinize yağmurun huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

ELİF AKSÜT

Yorum Yaz

Benzer İçerikler